trarzh-TWenfrdejarues
Super User

Super User

Doğal ve organik kozmetik ürünleri, formülünde herhangi bir zararlı kimyasal madde bulunmayan, üretim aşamasından paketleme aşamasına kadar bütün üretim aşamaları kontrol ve sertifikasyon kuruluşları tarafından denetlenen ve sertifika verilen ürünlerdir.

Kozmetik sektöründe, ekolojik etiket uygulamalarının sayısı günden güne artmaktadır. Böyle olmasında ekolojik etiketi, kozmetik ürünlere tüketici taleplerinin artması etkili olmuştur. Ekolojik etiketlerin çoğu, doğal ve organik kozmetik ürünler içindir. Bu etiketler organik ve doğal kozmetik standartlarını göstermek için kullanılmaktadır. Kozmetik sektöründe en fazla dikkat çeken ve uluslararası boyutta kullanılan ekolojik etiketler Ecocert ve NaTrue olmuştur. Kozmetik standartların benimsenme oranları, Batı Avrupa ülkelerinde tüm kozmetiklerin yüzde üçü, Kuzey Amerika’da yüzde biridir. Asya ülkelerinde ise sertifika oranları çok çok düşüktür ve daha çok ithal ürünlerde bulunmaktadır.

Kuruluşumuz tarafından özgün bir yaklaşımla tasarlanan Ekomark© Standardı da, Avrupa Birliği tarafından belirlenen ürün grupları bazındaki kriterlere uygun olmak koşulu ile kozmetik ürün grubuna da Ekomark© Etiketi kullanım izni vermektedir. Tüketicilere insan sağlığına önem veren ve doğayı koruyan kozmetik ürünler sunulmasını hedefleyen Ekomark© Standardı, esas olarak kozmetik ürünlerin yenilenebilir kaynaklardan elde edilen malzemelerle ve doğaya zarar vermeyen yöntemlerle üretilmesini hedeflemektedir. Ekomark© Etiketi kullanım izni alan bir kozmetik ürün içeriğinde silikon, nano partiküller, sentetik parfüm ve boyalar ve hayvanlardan elde edilen, bal ve süt gibi doğal yollarla elde edilenler dışında herhangi bir madde bulunmaz. Ayrıca bu ürünlerde biyolojik olarak parçalanabilen veya geri dönüşü yapılabilen ambalajlar kullanılır.

Ekomark© Standardı gereğince, toplam içeriğin yüzde 95’inin doğal kaynaklı olması gerekir. Doğal ve organik kozmetik ürünlerin içinde bitkisel kaynaklı içerikler en az yüzde 95, katkı maddeleri ise yüzde 10 oranlarında olmalı, ayrıca ağırlıklı olarak organik tarımdan elde edilmiş olmalıdır.

Üretici firmalar, üretim süreçlerini, doğaya zarar vermeyecek teknik ve yöntemlerle yenilemeleri için bu şekilde zorlanmış olmaktadır. Ekomark© Etiketi, bu etiketi taşıyan ürünlerin doğa koşulları açısından öncelikli ürünler olduklarını kanıtlamaktadır.

 

Kozmetik ürünlerinde ekolojik sertifika konusunda farklı bilgilere gereksinim duyulabilir. Bu konuda ve Ekomark© Etiketi hakkında daha geniş bilgiler almak için hemen kuruluşumuza müracaat edebilirsiniz.

Günümüzde sürdürülebilirlik kavramı üzerinde çok durulmaktadır. Bu kavram, gelecek kuşakların, doğada bulunan kaynakları, gereksinimlerini karşılayacak nitelikte ve yeterlikte bulabilmeleri için, bugünün yaşam standarları ve toplum düzeninin belirlenmesi anlamına gelmektedir. Sürdürülebilirlik kavramının üç boyutu bulunmaktadır: toplumsal, ekonomik ve ekolojik.

Dünya nüfusu sürekli yükselmektedir. Enerji fiyatları artmaktadır. Sera gazları yüzünden iklim değişiklikleri yaşanmaktadır. Firmalar kara odaklandıkları için genelde toplumsal çıkarlarla çatışmaktadır. Bütün bu koşullar ne kadar sürdürülebilirlik gerektiğini ortaya koymaktadır. Bunun sağlanması için bir yandan kamuoyu baskısı ve insanların talepleri artarken, bir yandan da yeni yasal düzenlemeler ve çevre yasaları çıkarılmaktadır.

Atıkların yönetimi, biyolojik çeşitlilik, doğal kaynakların kullanımı ve çevre yasalarına uyum sağlanması gibi bir takım çevresel göstergeler bu yöndeki çalışmaların izleridir.

Gıda sektöründe bir takım tarımsal hammedeler işlenerek gıda ürünlerine dönüştürülmektedir. Bu süreçte enerji kullanımı, sera gazı emisyonları, su ve atık su yönetimi, kaynak kullanımı ve atık yönetimi ve ambalajlama gibi birçok odak noktası bulunmaktadır.

Tarımda insan sağlığı ve çevre düşünülmeden yüksek oranda kimyasallar kullanılmaktadır. Bu durum doğayı tahrip etmektedir. Ürünlerin raf ömrünü uzatmak için üretim sırasında yine kimyasallar kullanılmaktadır. Ambalaj atıkları hiç düşünülmemektedir. Bunlar hem insan sağlığını hem de doğayı tahrip eden faktörlerdir.

Kuruluşumuz tarafından tasarlanan Ekomark© Standardı, Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan Eko-Etiket sistemini esas almıştır. Bu standart gereğince ilgili kriterlere uyum gösteren ürünler için firmalara Ekomark© Etiketi kullanmaları için izin verilmektedir. Bu şekilde tüketicilerin çevre koşullarına duyarlı üretilen ürünleri tercih edebilecekleri bir ortam yaratılmıştır.

Ekomark© Standardı, gıda, içecek, ilaç ve tıbbi ürünler dışındaki alanlarda üretilen ürün ve hizmetleri kapsamaktadır, ancak kapsamı genişlemekte ve yeni gruplar sisteme ilave edilmektedir. Henüz gıda ve yem ürünleri için Eko-Etiket sisteminde bir ürün grubu yoktur. Ama bu uygulamanın gıda ve yemleri de içine alması konusunda çalışmalar yapılmaktadır.

 

Gıda ürünlerinde ekolojik sertifika konusunda farklı bilgilere gereksinim duyulabilir. Bu konuda ve Ekomark© Etiketi hakkında daha geniş bilgiler almak için hemen kuruluşumuza müracaat edebilirsiniz.

Ekolojik etiket sistemi ilk olarak Avrupa Birliği tarafından geliştirilen Eko-Etiket sistemi ile başlamamıştır. Bu sistemden 15 yıl kadar önce Almanya’da 1978 yılında Blue Angel Etiketi uygulamaya alınmıştır. Bu çok eski ve önemli etiket sistemi, gıda ve ilaç dışında çok sayıda ürünü kapsamaktadır. Ayrıca sadece Almanya’da değil diğer ülkelerde de kabul görmektedir.

Blue Angel Etiketi, çevrenin kirlenmesi ve doğal kaynakların neredeyse tükenme noktasına gelmesi konusunda ciddi tehlikeler yaratan tekstil sektöründeki firmalara da uygulanabilen bir sistemdir. Ancak Almanya’da tekstil sektörü firmaları için bir başka ekolojik etiketi daha geliştirilmiştir. Ecotex Etiketi 1991 yılında beri uygulanmaktadır. Bu etiket, ekolojik kumaşların ve giyim ürünlerinin geliştirilmesine katkıda bulunmaya çalışmaktadır ve çevreye duyarlı ürünlere verilmektedir. Ecotex Etiketi sisteminde üretim sırasında klorlu maddelerin, yanmayı geciktiren maddelerin, alerjik boyaların ve kanser etkisi olan boyaların kullanılmasına bazı sınırlamalar getirilmiştir. Üretimi tamamlanmış ürünler için de, ağır metaller ve pestisit kalıntılarına yönelik sınırlar getirilmiş ve ürünlerin geri dönüşümlü olması zorunlu tutulmuştur.

Başka ulusal ekolojik etiketler de bulunmaktadır ve bunları hepsi tüketicilere bu ürünlerin doğal olduğunu ve çevre dostu yöntemlerle üretildiğini garanti etmektedir.

1992 yılında Avrupa Birliği tarafından uygulamaya alınan Eko-Etiket sisteminde ürün grupları içinde tekstil ürünleri de bulunmaktadır. Kuruluşumuz tarafından özgün olarak geliştirilen Ekomark© Standardı da testil ürünleri için belirlenen kriterlere uyması koşulu ile firmalara Ekomark© Etiketi kullanma izni vermektedir. Söz konusu kriterler, üretimde yasaklı kimyasal maddelerin ve teknolojilerin kullanılmadığını ya da sınır değerler içinde kullanıldığını belirlemeye yöneliktir.

Özellikle tekstil üretiminde atıklar en büyük tehlikedir. Çok yüksek miktarda atık çıkmaktadır ve üretimde kullanılan kimyasallar bu yoldan çevreye büyük zarar vermektedir. Doğaya bırakılan katı ve sıvı atıklar, ekosistem için büyük tehlike yaratmakta, zehirlenmelere yol açmakta ve yaşamsal bir tehdit oluşturmaktadır.

Kuruluşumuz, ürünleri için Ekomark© Etiketi talep eden firmaların başvurularını almakta ve yabancı bir akreditasyon kuruluşundan aldığı yetkiye dayanarak firmalara Ekomark© Etiketi kullanım izni vermektedir.

 

Tekstil ürünlerinde ekolojik sertifika konusunda farklı bilgilere gereksinim duyulabilir. Bu konuda ve Ekomark© Etiketi hakkında daha geniş bilgiler almak için hemen kuruluşumuza müracaat edebilirsiniz.

Doğanın kirlenmesinde ve kaynakların tükenmesinde bütün sanayi dallarının büyük etkileri var. Örneğin tekstil üretiminde su tüketimi çok yüksektir. Bunun yanında çok çeşitli kimyasal maddeler kullanılmaktadır. Atık çeşitliliği ve miktarı çok yüksektir. Katı ve sıvı atıklar hava emisyonuna neden olmaktadır. Ayrıca çevreye zarar vermektedir. Doğaya bırakılan bir takım kimyasal maddeler zehirlenmelere yol açmaktadır. Suya bırakılan zehirli atıklar sudaki oksijeni yok etmekte ve bu durum hem bu suyu kullanan insanlar hem de suda yaşayan canlılar için yaşamsal tehdit oluşturmaktadır. Ama tek başında tekstil sektörü değil bütün sektörlerin bu olumsuz gelişmede payı bulunmaktadır.

Ülkemizin ihracatında çok önemli pazar olan Avrupa Birliği ülkelerinde çevreye olan duyarlılık ve insan sağlığına verilen önem yükseldikçe, çevre ve sağlık açısından zararsız ürünlerin üretimi de önem kazanmaya başlamıştır. Avrupa Birliği’nde bu yönde birçok yasal düzenleme yapılmıştır ve ülkemiz uyum çalışmaları kapsamında kendi yasal düzenlemelerinde değişiklikler yapmaktadır.

Bu kapsamda 2000 yılında Avrupa Konseyi’nin 1980/2000 (EC) sayılı direktifi bulunmaktadır. Ekolojik etiket sisteminin ülkemize entegrasyonu çalışmalarına başlanmış ve yetkili kuruluş olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı belirlenmiştir. Ancak henüz çevre yasası çıkarılmış değildir. Ekolojik etiket sistemi ülkemizde henüz uygulamaya girmemiştir. Ancak kuruluşumuz özgün bir Ekomark© Standardı hazırlamış ve yabancı bir akreditasyon kuruluşundan akredite olmuştur. Kuruluşumuz, ürün ve hizmetleri için ekolojik belge ya da Ekomark© Etiketi talep eden firmaların bu yöndeki başvurularını almakta ve akreditasyon yetkisine dayanarak firmalara Ekomark© Etiketi kullanım izni vermektedir.

Kuruluşumuz bünyesinde yapılan belegelendirme çalışmaları hazırlanan prosedürler ve iş akışlarına uygun şekilde gerçekleştirilir. Bu çerçevede başvuru yapılması, sözleşme imzalanması, numunelerin kabul edilmesi, test ve analizlerinin yaptırılması, test sonuçlarının onaylanması ve son adımda Ekomark© Etiketi kullanım izninin verilmesi gibi ayrıntılı prosedürler hazırlanmıştır ve bu şekilde belgelendirme çalışmaları hızlı ve kaliteli bir şekilde yapılmaktadır.

Bugün yirminin üzerinde ürün grubu için, Ekomark© Standardı esaslarına uygun şekilde belgelendirme çalışmaları yapılmaktadır. Bu şekilde çevreye zarar vermeyen ürünlerin tasarlanması, üretilmesi ve pazarlamasına imkan yaratılmakta ve tüketiciler bu ürünlerin çevreye etkileri konusunda uyarılmış olmaktadır.

 

Ekolojik belge ya da Ekomark© Etiketi’nin nasıl alınacağı konusunda farklı bilgilere ihtiyaç olursa, kuruluşumuz yöneticileri ve çalışanları destek olmaya hazırdır.

Tahminlere bakılırsa dünya nüfusu her her 35 yılda bir, iki katına yükselmektedir. Nüfusun bu şekilde artması ile tüketim ve buna bağlı olarak doğal kaynaklardaki azalma ve kirlilik oluşumu da gittikçe artmaktadır. Bugün küresel iklim değişikleri, ozon tabakasının incelmesi, asit yağmurları, zehirli artıklar, hava ve su kirliliği gibi çevre problemleri daha net olarak hissedilmektedir. Dünyamızın ekosistemi, talepleri karşılamakta artık zorlanmaktadır. Bu kötü gidişin önüne geçmek için özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde büyük çabalar gösterilmektedir. Hem tüketicilerin hem de üretici firmaların insan sağlığına ve doğanın korunmasına daha fazla özen göstermesi beklenmektedir. Bu çabaların bir sonucu olarak Avrupa Birliği ülkelerinde kabul gören çok sayıda ekolojik ürün etiketleri tasarlanmıştır.

Ekolojik etiketleri sistemlerinde genelde iki temal yaklaşım sergilenmektedir. Ya üretim sistemleri değerlendirilmektedir ya da ürünler değerlendirilmektedir. Bunlardan üretim sistemlerini esas alan etiketlerde, öncelikle çevreye uyumlu üretim yapılması değerlendirilir ama aynı zamanda ürün de değerlendirilmektedir. 1992 yılında Avrupa Birliği tarafından uygulamaya konulan Eko-Etiket sistemi ile ülkemizde kuruluşumuz tarafından geliştirilen Ekomark© Standardı da bu yönde bir yaklaşım sergilemektedir.

Üretim ekolojisi, çok yönlü, güç denetlenebilir ve karmaşık bir sistemdir. Üretim yapılırken çevrenin korunması ve bunun bir sistem içinde yapıldığının kanıtlanması artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Ekomark© Etiketi, Eko-Etiket ve benzer bütün ekolojik etiketler, ürünlerin zararlı maddeler içermediğinin ve doğanın korunmasına özen gösterilerek üretildiğinin garantisini vermektedir.

Ekolojik etiketler sisteminde amaçlanan, tüketicilerin sağlıklı ürün almasını sağlamak ve dünyanın ekolojik dengesini korumaktır. Ekomark© Etiketi işte bu amaca hizmet etmektedir.

Avrupa Birliği ülkelerinde geliştirilen ve genelde kendi ülkelerinde uygulanan bazen de diğer ülkelerde kabul gören çok sayıda ekolojik ürün etiketi bulunmaktadır. Bunların başında Almanya’da geliştirilen Blue Angel etiketi, Hollanda’da geliştirilen EKO Kalite Sembolü, İsveç, Norveç, İzlanda ve Finlandiya’da geçerli olan Nordic Swan Etiketi gelmektedir. Bunlardan Blue Angel Etiketi, 1978 yılından beri geçerlidir ve gıda ve ilaç dışında birçok ürün için geliştirilmiştir.

 

Ekomark© belgesinin ve Ekomark© Etiketi’nin ne işe yaradığı konusunda farklı bilgilere ihtiyaç olursa, kuruluşumuz yöneticileri ve çalışanları destek olmaya hazırdır.

ECOmark Logoları <<

Doğanın korunması, çevre risklerinin düşürülmesi ve üretilen ve tüketilen ürün ve hizmetlerin çevre üzerindeki etkileri konusunda tüketiciler bugün çok daha fazla bilinçlidir. Tüketiciler aynı zamanda bu etkilerin daha iyi anlaşılması ve hafifletilmesi için yeni yöntemlerin geliştirilmesi konusuna da ilgi göstermektedir. Bu amaçla geliştirilen sistemlerden biri de Avrupa Birliği tarafından tasarlanan ekolojik etiket sistemidir. Birçok yerde bu sistem hayat boyu değerlendirme veya yaşam döngüsü değerlendirme olarak da ifade edilmektedir.

Bu sistem, ürün ve hizmetlerin üretilmesinden, tüketilmesine ve atık olmasına kadar yaşam döngüsü boyunca çeşitli aşamalarda çevresel performansının takip edilmesi ve iyileştirilmesi için imkan yaratmaktadır. Bu sistem, ürün ve süreç tasarımı veya yeniden tasarım çalışmalarında karar vericilerin bilgilendirilmesine de yaramaktadır. Ürün ve hizmetlerin pazarlama aşamalarında ekolojik etiket uygulamasına da yardımcı olmaktadır.

Ekolojik etiketi sistemi, bir ürünün üretilmesinde kullanılan hammaddelerin temin edilmesinden, üretilmesinden, tüketilmesinden, kullanım ömrü sonunda geri dönüşümünün sağlanmasına ve yok edilmesine kadar yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerini dikkate almaktadır. Bu çevresel etkiler, kaynakların kullanımı ve salınımların çevresel sonuçları olabilir.

Ekomark© Standardı geliştirilirken de aynı yaklaşım benimsenmiştir. Ürün ve hizmetlerinin belirlenen kriterlere uygun olduğunu ve bunun kanıtlanmasını isteyen üretici firmalar kuruluşumuza başvurarak Ekomark© belgelendirme çalışması talep edebilirler. Hazırlanan prosedürler çerçevesinde gerçekleştirilen çalışmalar sonrasında, ürün veya hizmetlerin çevre etkilerinin olmadığı veya çok düşük olduğu tespit edildiğinde firmaya, kuruluşumuz tarafından belirlenen Ekomark© Logosu ve Ekomark© Etiketi kullanma izni verilmektedir.

Hazırlanan Ekomark© Logosu, kuruluşumuza özgü tasarlanan bir logodur. Ekomark© Etiketi kullanım süresi, ilgili ürün için belirlenen çevre kriterlerinin geçerli olduğu süreye bağlıdır. İlgili ürün için belirlenen çevre kriterlerinin geçerlilik süresi bitmişse, bu ürün grubu için alınan Ekomark© Etiketi süresi de sona erer.

Ekomark© Logosu ve Ekomark© Etiketi, üretici firma tarafından, söz konusu ürünün ambalajı üzerine veya ürünün herhangi bir yerine konulabilir.

Ekomark© Logo ve Ekomark© Etiketi kullanımının nasıl olacağı konusunda farklı bilgilere ihtiyaç olursa, kuruluşumuz yöneticileri ve çalışanları destek olmaya hazırdır.

Artık bütün dünya çevre sorunlarına karşı daha bilinçli hareket etmektedir. Tüketiciler daha bilinçli duruma geldikçe, çevre dostu ürünlere yönelik ilgileri de artmaktadır. Yapılan araştırmalar, tüketicilerin, üretim aşamalarında çevreye daha az zarar veren ürün ve hizmetleri seçtiklerini ve doğanın korunmasına bu şekilde daha fazla katkıda bulunmak istediklerini göstermektedir.

Kuruluşumuz tarafından geliştirilen Ekomark© Standardı’nın arkasında bulunan temel düşüncelerden en önemlisi, doğayı koruyan, çevre dostu ürünler yetiştirilmesi, ürün yetiştirme aşamalarında doğaya zarar verilmemesi ve tüketilen bu ürünlerin insan sağlığına zarar verecek boyutta olmamasıdır. Ekomark© Standardı, tamamen ülkemiz koşullarına uygun şekilde ve özgün olarak tasarlansa da aslında Avrupa Birliği tarafından geliştirilen ve 1992 yılından beri uygulanmakta olan Eko-Etiket sistemi üzerine inşa edilmiştir. Diğer ülkelerde ulusal bazda geliştirilen ekolojik etiket sistemleri de farklı bir yapıda değildir.

Kuruluşumuz, talep eden firmalara ürün ve hizmetleri için Ekomark© Etiketi kullanım izni verirken Avrupa Birliği tarafından hazırlanan ve sürekli geliştirilen ürün grupları bazındaki kriterleri kullanmaktadır. Bu şekilde bütün diğer ekolojik etiket tasarımları arasında ürün ve hizmetler için ortak kriterler uygulanmakta ve uygulamada sadelik ve şeffaflık sağlanmaktadır.

Ekomark© Etiketi tüketiciler ve üretici firmalar için şu anlamları taşımaktadır:

      Bu etiket sadece ürün gruplarında yer alan çevre dostu ürünlere verilmektedir.

      Üründen alınan numune üzerinde çevresel testler yapıldıktan sonra bu etiketi kullanım izni verilmektedir.

      Bu etiket, ürünün üretilmesinden atık olmasına kadar bütün yaşam döngüsü boyunca çevre etkilerinin en düşük seviyede olduğunu garanti etmektedir.

      Bu etiket sayesinde tüketiciler ürün seçiminde bilgilendirilmiş olmaktadır.

      Bu etiket sayesinde benzer ürünler arasından kolaylıkla ayırt edilmektedir.

      Bu etiketi kullanım izni, bir akreditasyon kuruluşundan alınan yetkiye dayanılarak verilmektedir.

      Bu etiket bütün Avrupa Birliği ülkelerinde ve ekolojik etiketlere duyarlılık gösteren ülkelerde kabul görmektedir.

      Üretici firmalar bu etiket sayesinde pazarda kolayca rekabet edebilmektedir.

      Üretici firmalar bu sistem sayesinde üretim faaliyetlerini ve yöntemlerini iyileştirmiş olmaktadır.

 

Ekomark© Etiketi’nin ne olduğu ve nasıl kullanıldığı konusunda farklı bilgilere ihtiyaç olursa, kuruluşumuz yöneticileri ve çalışanları destek olmaya hazırdır.

Ekomark© Standardı, Türkiye’nin konumu, ihtiyaçları, ürün çeşitliliği ve üretim tercihleri dikkate alınarak tamamen özgün bir şekilde tasarlanmıştır. Bu standart geliştirilirken Avrupa Birliği ülkelerinde ve dünyada gittikçe kendini hissettiren ve aslında her ülkenin sorumluluk duygusu ile hareket etmesi gereken çevrenin korunması ve insan sağlığına gösterilen özen esas alınmıştır. Doğanın sorumsuz bir şekilde kullanılması, doğal kaynakların gittikçe tükenmesine neden olmuştur. Bugünden önlem alınmazsa çok yakın bir zamanda dünya yaşanılır olmaktan çıkacaktır. Bizden sonraki nesillere daha yaşanılır bir dünya bırakmak herkesin sorumluluğu altındadır.

İşletmelerinde Ekomark© Standardı kuran ve uygulayan firmaların, ürettikleri ürün ve hizmetlerin üzerine Ekomark© Etiketi koyabilmeleri, ürün ve hizmetlerinin tanıtım ve pazarlamasını bu etiket ile yapabilmeleri için, kuruluşumuzdan belgelendirme çalışması talep etmeleri gerekmektedir. Kuruluşumuz başvuruyu aldıktan sonra bir ön değerlendirme yapar ve uygun bulursa firma ile sözleşme yaparak çalışmalara başlar. Firmadan numune alınması, test ve analizlerin yaptırılması, onay verilmesi ve son adımda firmaya Ekomark© Etiketi kullanım izni verilmesi, hazırlanan prosedürlere uyularak hızlı ve kaliteli bir şekilde gerçekleştirilir.

Üretici firmaların ürün ve hizmetleri için Ekomark© Etiketi kullanım izni almalarının bir çok yönden avantajı bulunmaktadır. Ama en büyük avantajı insan sağlığını ve doğayı korumaya yöneliktir.

Bunun yanında ürün ve hizmetlerini Avrupa Birliği ülkelerine veya ekolojik etiket uygulamalarına hassasiyet gösteren ülkelere satmak isteyen firmalar rakiplerine göre bir adım önde olacaktır.

Ekomark© Standardı, zorunlu bir uygulama değildir. Tamamen gönüllü olarak uygulanan bir standarttır. Bu yüzden de yabancı ülkelerin yasal düzenlemeleri açısından ticari engellerle karşılaşmaz. Aksine üretici firmalar bu sayede bir rekabet ortamı ve avantajı kazanmaktadır.

Ayrıca uygulama sayesinde tüketiciler bilinçlenmiş olmakta ve insan sağlığına ve doğaya zarar vermeyen ürünler talep etmektedir. Üretici firmalar da bu talepler doğrultusunda zorlanmış olmaktadır.

Bugün Avrupa Birliği ülkelerinde açılan ihalelerde bile ekolojik etiketli ürünler koşul olarak konmaktadır. Bu açıdan da ürünlerine Ekomark© Etiketi koyan işletmeler yeni fırsatlara hazırlıklı olmaktadır.

 

Ekomark© Etiketi’nin faydaları konusunda farklı bilgilere ihtiyaç olursa, kuruluşumuz yöneticileri ve çalışanları destek olmaya hazırdır.

Ülkemiz bir tarım ülkesi olmasına rağmen bugün ne yazık ki eski doğal tohumları bulmak artık mümkün değildir. Ürün görüntüsü, şekli, nakliye ve depolama işlemleri için dayanıklı olması ve benzeri ticari kaygılar yüzünden tohumların yapısı ile oynanmaktadır. Bugün piyasada hibrit olarak tanımlanan tohumlar bulunmaktadır. Geleneksel tarım yöntemlerinde ağırlıklı olarak bu tohumlar kullanılmakta ve genetiği değiştirilen tohumlara (GDO’lu tohumlara) izin verilmektedir.

Bugün gittikçe daha fazla önemsenen ekolojik üretimde ise ekolojik olarak sertifika verilmiş tohumlarla üretim yapılmasına izin verilmektedir. Üreticilerin kullandığı tohum, fide ve fidanlar, kontrol ve sertifika firmaları tarafından denetlemektedir. Aynı zamanda tohum alımı ile ilgili faturalar kontrol edilmekte, gerekli görülen durumlarda tohumlar analiz edilmektedir.

Ekolojik üretimde denetlenen, sadece tohum ve fideler değildir. Üretim aşamalarında, başta yabani ot ilaçları, böcek öldürücüler ve mantar öldürücüler olmak üzere her türlü kimyasal maddenin ve zirai ilacın kullanılması da ekolojik üretimde yasaktır. Hatta zirai ilaçların yanında suni gübreler, tozlama ve bitki gelişimi için kullanılan hormonlar, depolamada kullanılan ilaçlar ve gıda katkı maddeleri de ekolojik üretim yapılırken kullanılmaz.

Bütün bu denetimler ve çabalar, insan sağlığının ve doğanın korunmasına yöneliktir. Ürünlerin doğal gelişimine müdahale edilen bu yöntemler, tüketim sırasında insan vücuduna girerek tehlike yarattığı gibi, doğanın ekolojik dengesine de zarar vermektedir.

2010 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik ve ekleri gereğince, ürünler tohumdan hasata kadar ve hasattan tüketiciye ulaşmasına kadar tüm süreçlerde kontrol altında tutulmaktadır.

Kuruluşumuz tarafından geliştirilen Ekomark© Standardı da, doğanın korunmasını ve insan sağlığına zararlı üretim yapılmamasını ilke edinmiştir. Üreticilerin talep ettikleri Ekomark© Etiketi, bu durumu kanıtlayan bir etikettir.

Ekolojik ürünler sadece ülkemizde değil, başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere birçok ülkede talep edilmektedir. Bu nedenle Ekomark© Etiketi taşıyan ürünler dünyanın her yerinde alıcı bulabilmektedir. Dünya pazarları büyük ölçüde ekolojik ürünlere yönelme çabasındadır.

 

Ekolojik ürünlerin uluslararası pazar durumu konusunda daha ayrıntılı bilgiler almak istenirse, kuruluşumuz yöneticileri ve çalışanları her zaman yanınızdadır.

Dünyanın sürdürülebilir bir şekilde sağlayabildiği doğal kaynak miktarı ile insanların talep ettiği miktar arasındaki fark, insan yaşamını ve doğayı tehdit eden bir boyutta daralıyor. Bu farkın daralması ekolojik risktir.

Ülkemizde ve dünyada doğal kaynakların tüketilme eğilimleri parallellik göstermektedir. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de 1970’lerden beri ekolojik kapasite (ya da biyolojik kapasite) açığı büyümektedir. Yine de hesaplamalara göre bu açık, dünya ortalamasının yaklaşık üçte biri kadardır.

Ülkemizdeki ekosistemler kaynak tüketiminin sadece yarısını karşılayacak düzeydedir. Bütün dünyada ekolojik kapasiteye erişim için rekabet gittikçe artmaktadır. Önlem alınmazsa yakın zamanda doğal kaynaklar tükenecektir. Ekolojik riskler ülkemizi de tehdit etmektedir ve hafife alınacak türden değildir.

Doğal kaynakların gittikçe önemli bir hal alması karşısında ülkeler, ekolojik risk profillerini çıkarmaya başlamıştır. Ekolojik risk taşıyan ülkeler, dünyanın başka ülkelerindeki ormanlara, tatlı su kaynaklarına ve tarım alanlarına bağımlı durumdadır. Ekolojik risk çalışmaları, kaynakları yönetmek için gereken veriler toplanarak, geleceği güvence altına almak için yapılmaktadır. Ekolojik risk çalışması yapan ülkeler, sahip oldukları ekolojik varlıkların değerini ölçmekte, bunları izlemekte ve yönetmektedir. Ekolojik tehlikenin ortaya çıkardığı riskleri ortadan kaldırmanın yollarını aramaktadır.

Kısaca ekolojik risk çalışmaları doğal kaynakların korunmasını hedeflemektedir. Ekolojik risk yönetimi, çevresel sürdürülebilirlik göz önünde tutularak yapılmakta ve ilerleme göstergeleri ayrıntılı bir şekilde ortaya konmaktadır.

Ekolojik risk yönetiminde esas alınan yöntem ekolojik ayak izidir. Ekolojik ayak izi, bugün kullanılan teknoloji ve kaynak yönetimi ile insanların, toplumun veya faaliyetlerin tükettiği kaynakları yeniden üretmek ve ortaya çıkan atıkları yok etmek için gereken biyolojik olarak verimli su ve toprak alanıdır. Bu alana atık karbondioksitin emilimini sağlayacak bitki örtüsü için gerekli alanlar da girmektedir.

Kuruluşumuz tarafından, Ekomark© Standardı tasarlarken ekolojik risk yönetimi yaklaşımı da göz önünde tutulmuştur. Hem ülkemizdeki hem dünyadaki doğal kaynakların korunması ve en düşük seviyede tüketilmeye çalışılması kuruluşumuzun birinci hedefidir.

 

Ekomark© ekolojik risk yönetimi hakkında daha ayrıntılı bilgiler almak istenirse, kuruluşumuz yöneticileri ve çalışanları her zaman yanınızdadır.

Telif hakları ECOmark© bir "EUROLAB Laboratuvar A.Ş." özel markasıdır.

Web sayfamızda kullanılan logolar hak sahiplerine aittir, projede destek alınan kurumlar ECOmark ile bağlantılı değildir.